Katılım esaslı portföy yönetim ekosisteminin büyüklüğü 2,2 trilyon liraya ulaştı

  • 23 Nisan 2026
  • 7 dk

Genel Müdürümüz Hamit Kütük, katılım fonlarının aktif büyüklüğünün 2,2 trilyon liraya ulaştığını belirterek, “Sektör genelinde pazar payının yüzde 17,2’ye yükselmesi ilginin somut bir göstergesidir.” dedi.

Hamit Kütük, katılım finans sektöründeki gelişmelere ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın sonrasında yatırımcı davranışlarında belirgin bir kırılma yaşandığını kaydetti.

Enflasyonist ortamın yatırımcıları yalnızca tasarruflarını korumaya değil, aynı zamanda reel getiri arayışına da yönelttiğini kaydeden Kütük, bu çerçevede mevduat ve katılma hesaplarının ötesine geçilerek hisse senedi, borçlanma araçları, sukuk ve diğer sermaye piyasası enstrümanlarına güçlü bir yönelim gözlendiğini söyledi.

Kütük, aynı dönemde bilgiye erişimin hızlanması ve dijitalleşmenin etkisiyle yatırımcı tabanının da daha bilinçli ve dinamik bir yapıya kavuştuğunu ifade etti.

Yatırımcı kitlesindeki dönüşümün geleneksel ürünlerle sınırlı kalmayıp alternatif yatırım araçlarına olan ilgiyi de artırdığını vurgulayan Kütük, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Farklı varlık sınıflarına yatırım yapabilen fonların çeşitlenmesi, yatırımcıların profesyonel portföy yönetimine erişimini kolaylaştırarak fon piyasalarında önemli bir büyüklük oluşmasını sağladı. Katılım esaslı fonlar da bu büyümeden anlamlı ölçüde pay aldı. Nitekim katılım fonlarının aktif büyüklüğü 2,2 trilyon liraya ulaşırken sektör genelinde pazar payının yüzde 17,2 seviyesine yükselmesi bu ilginin somut bir göstergesidir.”

“Alternatif araçlar sektör açısından yüksek potansiyel barındırıyor”

Kütük, katılım esaslı yatırım denildiğinde algının halen hisse senedi ve sukuk etrafında şekillendiğini belirterek, “Alternatif araçlar sektör açısından yüksek potansiyel barındırıyor, bu noktada özellikle gayrimenkul tarafı Türkiye açısından ayrı bir yere sahip.” dedi.

Gayrimenkulün yatırımcı nezdinde köklü ve geleneksel bir varlık sınıfı olarak güçlü bir tabana sahip olduğunu aktaran Kütük, bu ilginin Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) gibi yapılar üzerinden kurumsal ve ölçeklenebilir bir forma kavuşmasının katılım finans açısından önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti.

Önümüzdeki dönemde GYF’lerde asıl kırılımın mevcut gayrimenkul stokunun menkul kıymetleştirilmesi ile yaşanmasının beklendiğini ifade ederek, Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF) tarafında ise daha yapısal bir dönüşüm potansiyelinin öne çıktığını belirtti.

Türkiye’de geliştirilen fonların yurt dışında daha kolay satılabilmesi için regülasyon değişikliğine ihtiyaç var”

Malezya, Endonezya ve Körfez ülkelerinin küresel varlık yönetim şirketlerini bölgeye çekmek amacıyla aktif bir rekabet içerisinde olduğunu dile getiren Kütük, farklı İslami yatırım ürünlerinin sunulması, fon sayısındaki artış, dağıtım kanalları, regülasyon ve vergi kolaylıkları ile bu ülkelerin merkez olmaya çalıştıklarını söyledi.

Türkiye’nin bu alandaki konumunu güçlendirmek için birkaç temel adımın öne çıktığını aktaran Kütük, şöyle devam etti:

“Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin (İFM) hayata geçmesiyle birlikte sektörün hem görünürlüğünün hem de finansal sistem içindeki ağırlığının artmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra İstanbul’un bölgesel bir varlık yönetimi merkezi haline gelmesi için uluslararası oyuncuları çekecek rekabetçi bir regülasyon ve teşvik yapısına ihtiyaç var. Bu noktada sermaye piyasası araçlarının tokenizasyonuna ilişkin mevzuatın ve operasyon altyapısının geliştirilmesi de önem arz ediyor. Son olarak, Türkiye’de geliştirilen fonların yurt dışında daha kolay satılabilmesi için regülasyon değişikliğine ihtiyaç var.”

“Katılım endekslerine yönelimin güçlendiği görülüyor”

Hamit Kütük, son dönemde katılım hassasiyeti olan yatırımcıların borsaya olan ilgisinin arttığını ifade ederek, “Bu doğrultuda katılım endekslerine yönelimin güçlendiği görülüyor.” dedi.

Katılım esaslı ürünlere olan talebin belirgin şekilde arttığını aktaran Kütük, “2022 yılı öncesinde katılım hisse senedi yoğun fonlarda yatırımcı sayısı 10 binin altındayken, bugün bu sayı 90 binin üzerine çıktı.” diye konuştu.

Portföy yönetim şirketleri perspektifinden bakıldığında, katılım endekslerinde şirket çeşitliliği tarafında da bir iyileşme olduğunu bildiren Kütük, şunları kaydetti:

“2022 yılı öncesinde katılım finans esaslarına uygun şirket sayısı 200’ün altındayken, bugün bu sayı 228’e ulaşmıştır. Hem son dönemde artan halka arzlar hem de önümüzdeki dönemde şirketlerin katılım bankacılığı ürünlerine yöneliminin artması ve sukuk piyasasında aktif rol almaya başlaması, finansal yapı kriterlerinde iyileşme ile birlikte bu sayının daha da artmasını sağlayacaktır.”

Endeks tarafında halen önemli bir yoğunlaşma sorunu bulunduğunu aktaran Kütük, katılım tüm endeksinde 228 şirket yer almasına rağmen ilk dört şirketin toplam endeks ağırlığının yüzde 52’sini oluşturduğunu söyledi.

Kütük, bu durumun hem endeks derinliğini sınırladığını hem de portföy çeşitlendirmesi açısından kısıt yarattığını belirtti.

Bu yoğunlaşmanın azaltılabilmesi için büyük ölçekli ve likiditesi yüksek şirketlerin katılım endeksine dahil olmasının kritik önem taşıdığını vurgulayan Kütük, “Böyle bir genişleme, aktif portföy yönetimi tarafında anlamlı alfa üretimini de daha mümkün hale getirecektir.” diye konuştu.

“Kuveyt Türk Portföy olarak yönetilen toplam portföy büyüklüğü 533 milyar lirayı aştı”

Kütük, katılım finans ekosisteminde sermaye piyasaları payının büyümesinin devam edeceğini tahmin ettiklerini ifade ederek, katılım esaslı fonların yeni olması ve bu ürünleri henüz tanımayan geniş bir kesimin bulunmasının bu beklentileri desteklediğini söyledi.

Sektördeki güçlü konumlarının ve liderliklerinin sürdüğünü belirten Kütük, “Kuveyt Türk Portföy olarak yönetilen toplam portföy büyüklüğü 533 milyar lirayı aştı.” dedi.

Kütük, yatırımcıların ihtiyaçlarını doğru analiz ederek sürdürülebilir, yenilikçi ve katma değer odaklı çözümler geliştirmeye devam ettiklerini anlatarak, bugün ulaştıkları noktanın güçlü vizyon, stratejik adımlar ve yatırımcı güveninin önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Küresel piyasalarda da etkinliklerini artırarak güçlü bir global oyuncu olmayı hedeflediklerini aktaran Kütük, mart ayı itibarıyla 60 yatırım fonu, 10 emeklilik fonu, 7 Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) ve 2 Gayrimenkul Yatırım Fonu (GYF) ile toplamda 79 fon ve özel portföy yönetimiyle önemli bir aşama kaydettiklerini kaydetti.

Kütük, Islamic Finance News Investor 2025 raporuna göre, Türkiye’nin en büyük katılım esaslı yatırım fonlarını yönettiklerini belirterek, 10 milyar doları aşan büyüklükle Avrupa’nın en büyük katılım esaslı fon yönetim şirketi olarak ilk sırada yer aldıklarını vurguladı.

 

 


İlginizi Çekebilir

Blog Web Küresel Piyasa Nedir

Küresel Piyasa Nedir? Yatırım Fonlarına Etkileri

Küresel piyasa, farklı ülkelerdeki finansal piyasaların ve yatırım araçlarının karşılıklı etkileşim içinde bulunduğu uluslararası finansal yapıyı ifade eder. Para politikaları, döviz kurları, sermaye hareketleri, emtia fiyatları, jeopolitik gelişmeler ve küresel risk iştahındaki değişimler, yerel piyasalardaki fiyatlamalara da yansıyabilir.

Yatırım fonları değerlendirilirken yalnızca yerel ekonomik koşullar değil, fon portföyünde yer alan varlıkların küresel gelişmelere duyarlılığı da dikkate alınmalıdır.

Bu yazıda küresel piyasaların nasıl çalıştığını, hangi faktörlerden etkilendiğini ve bu gelişmelerin yatırım fonlarının performansına nasıl yansıyabileceğini ele alacağız.

Küresel Piyasa Ne Demektir?

Küresel piyasa; farklı ülkelerde işlem gören hisse senetleri, para birimleri, kıymetli madenler, emtialar, kira sertifikaları ve diğer finansal araçların uluslararası ekonomik gelişmeler doğrultusunda fiyatlandığı piyasa yapısıdır.

New York, Londra, Tokyo ve Hong Kong gibi büyük finans merkezlerinde yaşanan gelişmeler; sermaye hareketleri, yatırımcı beklentileri ve ticari ilişkiler aracılığıyla farklı bölgelere yayılabilir. Küresel büyümedeki yavaşlama, döviz kurlarındaki değişimler veya emtia fiyatlarındaki hareketler, yerel varlıkların değerini de etkileyebilir.

Küresel piyasa değerlendirmelerinde ekonomik görünüm, finansal koşullar ve uluslararası gelişmelerin birlikte ele alınması önem taşır.

Küresel Piyasalar Nasıl Çalışır?

Bir ülkede açıklanan ekonomik veriler, merkez bankası kararları, şirket bilançoları veya jeopolitik gelişmeler farklı varlık gruplarında yeniden fiyatlamaya yol açabilir. Küresel likidite koşulları ve risk iştahındaki değişimler de yatırımcıların hisse senetleri, kıymetli madenler, emtialar ve diğer yatırım araçları arasındaki tercihlerini değiştirebilir.

Büyük finans merkezlerinin farklı saat dilimlerinde işlem görmesi, fiyat hareketlerinin gün boyunca farklı bölgelere aktarılmasına neden olabilir. Böylece bir piyasada başlayan hareket, kısa süre içinde başka ülke ve varlık gruplarında da karşılık bulabilir.

Küresel Piyasaları Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Küresel piyasaların yönü; ekonomik verilerden para politikalarına, döviz kurlarından jeopolitik gelişmelere kadar birçok unsurdan etkilenebilir. Etkinin düzeyi ise açıklanan verilerin beklentilerden ne ölçüde ayrıştığına ve ilgili gelişmelerin fiyatlara daha önce yansıyıp yansımadığına göre değişebilir.

Ekonomik Göstergeler

Büyüme, enflasyon, istihdam, üretim ve dış ticaret verileri ülkelerin ekonomik görünümü hakkında bilgi verir. Açıklanan sonuçların beklentilerin üzerinde veya altında kalması; hisse senetleri, para birimleri, kıymetli madenler ve diğer varlıkların fiyatlarında hareketliliğe yol açabilir. Bu veriler, yatırımcıların büyüme görünümü, finansman koşulları ve şirket kârlılığına ilişkin beklentilerini de şekillendirebilir.

Para Politikaları ve Merkez Bankası Kararları

Merkez bankalarının para politikası kararları, likidite adımları ve gelecek döneme ilişkin yönlendirmeleri küresel piyasaların temel belirleyicileri arasında yer alır. Para politikasındaki değişimler; finansman koşulları, sermaye hareketleri, döviz kurları ve yatırımcıların farklı varlık gruplarına yönelimi üzerinde etkili olabilir.

Özellikle büyük ekonomilerin merkez bankaları tarafından alınan kararlar, küresel fon akımlarını ve risk iştahını geniş ölçekte etkileyebilir.

Döviz Kuru Hareketleri

Döviz kurlarındaki değişimler, yabancı para cinsinden varlıkların ve döviz geliri ya da gideri bulunan şirketlerin performansına yansıyabilir. Kur hareketlerinin yatırım fonu üzerindeki etkisi; fon portföyündeki varlıkların para birimine, portföy dağılımına ve varsa kullanılan risk yönetimi yöntemlerine göre farklılık gösterebilir.

Jeopolitik Gelişmeler

Bölgesel gerilimler, ticaret politikaları, uluslararası anlaşmalar ve siyasi belirsizlikler küresel risk iştahını etkileyebilir. Bu gelişmeler; enerji ve emtia fiyatlarında, döviz kurlarında, sermaye hareketlerinde ve lojistik maliyetlerinde dalgalanmalara neden olabilir. Piyasalara yansıyan etkinin büyüklüğü, gelişmenin kapsamına, süresine ve ekonomik faaliyetler üzerindeki sonuçlarına bağlıdır.

Sektörel ve Teknolojik Dönüşüm

Yapay zekâ, dijitalleşme, yenilenebilir enerji ve finansal teknolojiler gibi alanlardaki gelişmeler; şirketlerin büyüme beklentilerini, sektörlerin rekabet yapısını ve yatırımcıların belirli temalara yönelimini değiştirebilir.

Bu dönüşüm bazı sektörlerde yeni yatırım alanları oluştururken mevcut iş modelleri üzerinde baskı yaratabilir. Sektörel değişimler ve teknolojik gelişmeler, küresel piyasa analizlerinde yakından takip edilen başlıklar arasında yer alır.

Arz ve Talep Dengesi

Enerji, tarım ürünleri, metaller ve kıymetli madenlerde fiyatlar büyük ölçüde arz-talep koşullarına göre şekillenir. Üretim miktarı, stok seviyeleri, tüketim eğilimleri, lojistik süreçler, hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler bu denge üzerinde belirleyici olabilir. Arzın azalması veya talebin artması fiyatları yukarı yönlü etkileyebilirken tersi koşullar aşağı yönlü baskı oluşturabilir.

Küresel Piyasalar Yatırım Fonları Açısından Neden Önemlidir?

Yatırım fonları, belirli bir yatırım stratejisi doğrultusunda farklı varlık gruplarından oluşan portföylere sahiptir. Küresel gelişmelerin fon performansına etkisi; portföydeki varlıkların türüne, para birimine, vade yapısına ve fonun yatırım stratejisine göre değişebilir.

Kıymetli maden fonlarının performansında altın ve gümüş gibi varlıkların küresel fiyatları ile döviz kuru hareketleri rol oynayabilir. Hisse senedi yoğun fonlar ise yatırım yaptıkları şirketlerin faaliyet sonuçları, sektör dinamikleri, yerel piyasa koşulları ve küresel ekonomik görünümden etkilenebilir.

Değişken fonlarda portföy dağılımı piyasa koşullarına göre farklılaşabildiği için performansın hangi varlık gruplarından kaynaklandığının ayrıca incelenmesi önem taşır.

Bu çerçeve, Kuveyt Türk Portföy tarafından yönetilen katılım esaslı yatırım fonları için de geçerlidir. Katılım esaslı fonlarda portföy oluşturulurken piyasa koşullarının yanı sıra yatırım yapılacak varlıkların katılım finans ilkelerine uygunluğu da dikkate alınır.

Küresel Piyasalar Nasıl Takip Edilir?

Küresel piyasaları takip ederken yalnızca fiyat hareketlerine odaklanmak yeterli değildir. Ekonomik veriler, merkez bankası kararları, ülke bazlı gelişmeler, sektör eğilimleri, sermaye akımları ve emtia piyasaları birlikte incelenmelidir.

Fonların küresel gelişmelere ne ölçüde duyarlı olduğunu anlamak için yatırımcı bilgi formu, fon izahnamesi ve güncel portföy dağılım raporları incelenebilir. Bu belgeler; fonun yatırım stratejisi, risk seviyesi, portföyünde yer alan varlıklar ve piyasa hareketlerinden nasıl etkilenebileceği hakkında bilgi sunar.

Ekonomik takvimler, piyasa raporları ve portföy yönetim şirketlerinin bilgilendirme içerikleri de küresel görünümün takip edilmesine katkı sağlayabilir. Yatırım kararlarında kısa vadeli gelişmelerin yanı sıra yatırımcının risk profili, yatırım süresi ve finansal hedefleri de göz önünde bulundurulmalıdır.

Küresel Piyasa ve Portföy Çeşitlendirmesi Arasındaki İlişki

Küresel piyasalar, portföy çeşitlendirmesi açısından daha geniş bir yatırım perspektifi sunabilir. Farklı ülke, sektör ve varlık gruplarının portföye dâhil edilmesi, yatırımların tek bir piyasa veya varlık sınıfında yoğunlaşmasını azaltabilir.

Katılım finans ilkelerine uygun portföy çeşitlendirmesi; hisse senetleri, kıymetli madenler, kira sertifikaları, katılım esaslı para piyasası araçları ve farklı fon türlerinin birlikte değerlendirilmesini kapsayabilir.

Bu yaklaşım, belirli bir varlık, sektör veya piyasa kaynaklı risklerin portföy üzerindeki etkisini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak çeşitlendirme, piyasa genelini etkileyen riskleri tamamen ortadan kaldırmaz. Portföy oluşturma sürecinde yatırım süresi, risk profili, varlık dağılımı ve küresel piyasa koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Küresel Piyasa Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Yatırım Fonları Küresel Piyasalardan Etkilenir mi?

Evet. Ancak etkinin düzeyi fonun yatırım stratejisine, portföyünde yer alan varlıklara, döviz kuru duyarlılığına ve piyasa koşullarına göre değişir. Kıymetli maden, hisse senedi ve değişken fonlar küresel gelişmelerden farklı ölçülerde etkilenebilir.

Küresel Piyasaları Takip Etmek Yatırım Kararları için Yeterli midir?

Hayır. Küresel piyasa görünümü önemli olmakla birlikte yatırım kararı için tek başına yeterli değildir. Fonun risk seviyesi, yatırım stratejisi, yatırım süresi ve yatırımcının finansal hedefleri de değerlendirilmelidir.

Küresel Piyasalar Düşerken Yatırım Fonları Nasıl Etkilenir?

Fonların piyasa düşüşlerine verdiği tepki, portföy yapısına ve yatırım stratejisine göre değişir. Hisse senedi ağırlıklı fonlar belirli dönemlerde düşüşlerden daha fazla etkilenebilirken farklı varlık sınıflarına yatırım yapan fonlar farklı bir seyir izleyebilir. Tüm fonların aynı yönde veya aynı ölçüde hareket edeceği söylenemez.

Döviz Kuru Yatırım Fonlarının Getirisini Nasıl Etkiler?

Döviz kuru, yabancı para cinsinden varlık taşıyan veya küresel fiyatlara bağlı yatırım araçlarına yönelen fonların performansına yansıyabilir. Etkinin düzeyi fonun portföy yapısına göre değişir.

Küresel Gelişmelere Duyarlı Fonlar Nasıl Değerlendirilir?

Fon değerlendirilirken yalnızca geçmiş performansa odaklanılmamalıdır. Yatırım stratejisi, risk değeri, portföy dağılımı, yönetim ücreti, yatırım süresi, yatırımcı bilgi formu ve fon izahnamesi birlikte incelenmelidir. Geçmiş performansın gelecekteki getiriyi garanti etmediği de göz önünde bulundurulmalıdır.

  • 8 dk
Devamını Oku